529, 530, 531 ve 532
nolu Hadisler’in İzahı:
Bu hadîs'in muhtelif rivayetlerini
Buhârî «Namaz» «Cenaze» ve «Megâzî» bahislerinde; Ebu Dâvûd «Cenaze» bahsinde;
Nesâî de «Kitâbü'l-Vefât» da muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir.
Rivayetlerin
bâzılarında, yahudilerle, hıristiyanlar hakkında «Kaatele» diğerlerinde «Leane»
kelimeleri kullanılmışdır. Mânâ ittibârı ile bunların ikisi de birdir. Ve:
«Allah lanet etsin!» demekdir. Lanetin asıl ma'nâsı Allah'ın rahmetinden
uzaklaştırmakdır. Bazı rivayetlerde ise Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem) 'in yalnız yahudilere lanet okuduğu görülüyor. Bunun sebebi ilk defa
Nebilerin kabirlerini mescid ittihâz edenler yahudîler olmasıdır. Bu sebeple
onlar daha zâlim, bu husûsda daha müfrittirler.
Ulemâ'dan bâzıları bu
husûsda yahudilerle birlikde hıristiyanlara da lanet buyurulmasını müşkil
saymışlardır. Çünkü Hz. îsâ ile Peygamberimiz Muhammed Mustafa (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) arasında hıristiyanların başka Nebii yokdur. îsâ
(Aleyhisselâm) ise diri olarak gök'e çekildiği için zâten kabiri yokdur.
Binâenaleyh bu mes'ele müşkildir. Bazıları bu müşkili halletmek için
hıristiyanların Hz. îsâ'dan başka birtakım Nebileri bulunduğunu, yalnız o
Nebilerin mürsel olmadıklarını söylemişlerdir. Fakat bu cevap tatminkâr
görülmemişdir. Bâzıları: «Hadîsden murâd: Nebilerle onlara tâbi olanların büyükleridir.
Yalnız hadîsde tâbi olanlar zikredilmemişdir.» derler. Bu takdirde hadîsin
mânâsı şöyle olur: «Allah yahudilerle, hıristiyanları rahmetinden ırak eylesin!
Çünkü onlar Nebileri ile onlara tabî olan bâzı büyüklerin mezarlarını mescid
ittihâz ettiler.»
Müslim'in Cündeb tarîki
ile rivayet ettiği son hadîs'de bu kavli te'yîd etmektedir. Çünkü Cündeb
hadîsinde :
«Yahudilerle,
hıristiyanlar Nebilerinin ve sâlihlerinin kabirlerini mescid ittihâz
ederlerdi.» buyurulmuşdur. Bu husûsda daha başka tevcîh yapanlar da
bulunmuşdur.
Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem)'in:
«Nebilerinin kabirlerini
mescid ittihâz ettiler.» buyurması mukadder bir suâle cevabıdır. Sanki:
«Yahudilerle hıristiyanlara lanet .etmenin sebebi nedir?» diye sorulmuş da, bu
cevâbı vermişdir. Râvî'nin: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ümmetini
onların yaptıklarından sakındırmak için» sözü dahî bu kabildendir. Yânı sanki
Râvîye: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve.Sellem) 'in vefat ederken bu sözü
söylemesinin hikmeti nedir?> diye sorulmuş da bu cevâbı vermiş gibidir.
Buradaki nehyin hikmeti
bu işin zamanla tedricen putperestlik halini alması veya ona benzemesi
endişesidir.
Nevevî diyor ki: «Ulemâ
şunları söylemişlerdir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'m kendi kabri ile başkalarının
kabirlerini mescid ittihâz etmekden nehy buyurması kendisine ta'zîm hususunda
gösterilecek mübalağadan ve bu sebeple vukû'a gelecek fitneden korktuğu
içindir. Çünkü mübalağalı ta'zîm çok defa küfüre müeddî olur. Nitekim geçmiş
ümmetlerde hâl böyle olmuşdur.
Müslümanlar çoğalıb da
Mescid-i Nebevinin büyütülmesine ihtiyaç görülünce ümmehât-ı mü'minînin ve bu
meyânda Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile iki yâr-ı kadîm'i Ebu
Bekir ve Ömer (Radiyallahu anhûma)'nın kabirlerini ihtiva eden Hz. Âişe'nin
odası dahî mescidin içinde kaldı. Bu hâl karşısında ashâb-ı kiram kabirlerin
etrafına yüksek duvarlar çevirerek kabirlerin görünmesini ve dolayısı ile avam
tabakasının onlara karşı dönerek namaz kılmalarını önlediler...»
Hadîs-i şerif de Hz.
Âişe'nin: «Eğer bu endîşe olmasaydı Peygâmber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in
kabri açıkda bulundurulacakdı. Lâkin onun da mescid ittihâz edilmesinden
korkuldu.» sözü dahî bu endîşeyi göstermektedir. Mezkûr cümlede meçhul olarak
rivayet edilen «Huşiye» fiili bâzı rivayetlerde «Haşiye» şeklinde malûm;
bâzılarında da «Ahşa» diye rivayet edilmişdir. Malûm okunduğuna göre: «Haşiye»
fiilinin faili Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e râcî olan zamirdir ve
cümle:
«Nebi (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem) kendi kabrini mescid ittihâz ederler diye korktu.» mânâsına gelir.
«Ahşa» ben korkarım mânâsına gelir bu rivayete göre Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) 'in kabrini açıkda bırakmakdan men eden, Hz. Âişe olmuş olur.
Hamîsa: Siyah çizgili dört
köşeli yumuşak kumaşdan yapılma libasdır.
Halîl: Son derece yakın
sır dostu mâ'nâsına gelir. Bu kelime bâzılarına göre hacet mânâsına gelen
«Hallerden, diğer bâzılarına göre ise sevginin kalbe işlemesi mâ'nâsına gelen
hüllemden müştakdır Halleden müştak olduğuna göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem) hacetinin Allah'dan başkasına olmasını nefiy buyurmuş; Hülleden
alındığına göre ise mevedded ve muhabbetinin Allah'dan başkasına âit olmasını
nefiy buyurmuş olur.